“SEÇMELİ SORUŞTURMA”
CHP’nin hukukçu kurmaylarından oluşturulan heyet, iddianameyi inceledi. İddianameye yönelik hazırlanan ön inceleme raporunun, CHP lideri Özgür Özel’e de sunulduğu öğrenildi. Raporun, “Hukuki Boşluklar” başlığı altında özetle şu ifadeler kullanıldı:“Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160’ıncı maddesi uyarınca savcılık, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için şüpheli lehine ve aleyhine tüm delilleri araştırmakla yükümlüdür. Ancak Aziz İhsan Aktaş iddianamesinde bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, soruşturmanın kasıtlı bir şekilde dar bir zaman dilimine ve belirli aktörlere odaklandığı görülmektedir. Savcılık makamı iddianamede, Aktaş’ın suç örgütünün 2014-2019 yılları arasında, ‘Sıçrama dönemi’ yaşadığını belirtmesine rağmen bu dönemde kazanılan tek bir ihaleyi bile soruşturma kapsamına almamıştır.
Oysa bu dönemde Aktaş’ın şirketleri TBMM ve Yargıtay gibi merkezi kurumlar dahil olmak üzere birçok kamu kurumundan ve AKP'li belediyelerden önemli ihaleler almıştır. Savcılığın, iddianamede 'örgütün en etkin olduğu dönem' diye ifade ettiği 2014-2019 aralığını tamamen göz ardı etmesi, soruşturmanın eksik ve seçmeli yürütüldüğüne işaret etmektedir.”
“BEYANA DAYALI KURGU”
CHP heyetinin raporunda, iddianamenin büyük oranda tanık beyanlarına dayalı kurgulandığı da belirtildi. Suçlamalarla ilgili fiziki takip tutanakları ve teknik izleme bulgularına yer verilmediği vurgulandı.TUTARSIZLIKLAR
Ön inceleme raporunda, iddianamedeki bazı iddiaların kendi içinde tutarlılık göstermediğinin de altı çizildi. CHP’nin raporunda, “Tutarsızlığın belgesi” olarak nitelendirilen örnekler, şöyle ifade edildi:
“Savcılık iddianamede Esenyurt Belediyesi ile ilgili iki ihalede dönemin belediye başkanının rüşvet aldığına dair hiçbir kanıt sunamamış ancak buna rağmen ilgili ihalelerde usulsüzlük olduğu imasında bulunmuştur. Benzer şekilde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile ilgili bir eylemde, ihale Karalar göreve gelmeden önce yapıldığı ve herhangi bir rüşvet ilişkisi kanıtlanamadığı halde, iddianamede olay, ‘Olağan hayatın akışına aykırı’ biçimde yorumlanarak suçlama yöneltilmiştir. Bu tür kendi içinde çelişkili veya kanıtsız suç isnatları, iddianamenin hukuki tutarlılığını zayıflatmaktadır.”CHP’nin Aktaş iddianamesine karşı hazırladığı raporda, “Siyasi Saikler ve Yargının Siyasallaşması” başlığı altında da değerlendirmelerde bulunuldu. İddianamenin, “Siyasi kaygı ile” hazırlandığı iddiasına yönelik verilen örnekler, rapora özetle şöyle yansıdı:• İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na atfen kullanılan ifadeler ve imalarla ilgilidir. Savcılık, iddianamede olmayan bir yapıyı, “Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü” şeklinde anarak, Aziz İhsan Aktaş’ın suç örgütünü İmamoğlu ile irtibatlı göstermeye çalışmaktadır.
• Dosyada tanık ifadeleri arasında çelişkiler bulunduğu halde, savcılığın yalnızca suçlamayı destekleyen anlatımlara itibar ettiği görülmektedir. Özellikle gizli tanık, “Yaprak”ın verdiği ifadeler, iddianamede adeta mutlak gerçekmiş gibi sunulmuştur. • Tanık ifadelerindeki bazı biçimsel eksiklikler de delil kurgusuna gölge düşürmektedir. İddianamenin bir bölümünde, bir tanığın beyanında tarih kısmının boş bırakıldığı tespit edilmiştir.


