'Yaşlılıktandır' deyip geçmeyin: Kalp kapağınız alarm veriyor olabilir

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay ileri yaşla birlikte kalp kapaklarında meydana gelen yıpranma ve kireçlenmenin hayati tehlike oluşturabileceği konusunda ebeveynleri ve yaşlı yakınlarını uyardı.

İleri yaşla insan vücudunun birçok yapı gibi kalp kapaklarının da zamanla yıprandığını ifade eden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Can Yücel Karabay “Özellikle kalpten çıkan temiz kanın tüm vücuda dağıtılmasını sağlayan aort kapağında gelişen kireçlenme ve sertleşme, kan akımını zorlaştırır ve kalbin daha fazla çalışmasına neden olur. Bu süreç yıllar içerisinde ilerler ve çoğu zaman ilk belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar. Hastalar başlangıçta yalnızca biraz daha çabuk yorulduklarını düşünür. Daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenler zor gelmeye başlar, kısa yürüyüşlerde nefes nefese kalınır. Bazı kişiler göğüste baskı hissinden yakınırken, bazı hastalarda baş dönmesi veya bayılma atakları görülebilir” diye konuştu.

Bu belirtilerin çoğu zaman yaşlanmanın doğal sonucu sanıldığını söyleyen Prof. Dr. Karabay “Birçok hastamız nefes darlığını veya efor kapasitesindeki azalmayı yaşına bağlıyor. Oysa bunlar ciddi kapak hastalığının ilk belirtileri olabilir. Erken tanı koyduğumuz hastalarda hem tedavi seçeneklerimiz artıyor hem de hastalarımızın yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirebiliyoruz. Kalp kapağı hastalıklarında erken tanı hayat değiştirir. Şikâyetler başladığında zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerekir. Günümüzde elimizde son derece etkili tedavi seçenekleri var ve uygun hastalarda çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Geçmişte aort kapağı darlığının temel tedavisinin açık kalp ameliyatı olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Karabay “Açık cerrahi bugün hala birçok hasta için önemli bir seçenek olmaya devam ediyor. Ancak tıptaki gelişmeler sayesinde artık her hastanın büyük bir ameliyat geçirmesi gerekmiyor. Özellikle ileri yaş grubundaki veya ek sağlık sorunları bulunan hastalar için daha konforlu alternatifler bulunuyor. Son yıllarda kardiyolojideki en önemli gelişmelerden biri TAVİ yöntemi oldu. Bu işlemde yeni kalp kapağı, çoğu zaman kasık damarından ilerletilen ince kateterler yardımıyla kalbe ulaştırılıyor ve hastalıklı kapağın içine yerleştiriliyor. Göğüs kemiğinin açılmasına gerek kalmaması özellikle ileri yaş grubundaki hastalar açısından önemli bir avantaj sağlıyor” dedi.

Prof. Dr. Karabay, “TAVİ, günümüzde aort kapağı darlığının tedavisinde kullanılan en gelişmiş teknolojilerden biri. Son yıllarda kapak sistemlerinde ve görüntüleme teknolojilerinde çok önemli ilerlemeler yaşandı. Bugün kullandığımız sistemler sayesinde işlemleri çok daha güvenli ve başarılı şekilde gerçekleştirebiliyoruz” diye konuştu.

Hastaların önemli bir kısmının işlemden sonraki gün ayağa kalkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Karabay, “Genellikle birkaç gün içinde taburcu oluyorlar ve çoğu hasta yaklaşık üç gün sonra günlük yaşam rutinine geri dönebiliyor. Özellikle işlem öncesinde nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerini yapmakta zorlanan kişilerdeki değişim gerçekten çok yüz güldürücü oluyor” dedi.

Her hasta için en doğru tedavi yönteminin aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Karabay, “Karar süreci yalnızca tek bir doktorun görüşüyle değil, kardiyologlar, kalp damar cerrahları ve görüntüleme uzmanlarının birlikte yer aldığı ‘Kalp Ekibi’ tarafından yürütülüyor. Ekokardiyografi, bilgisayarlı tomografi ve diğer gerekli incelemeler sonrasında hastaya en uygun yaklaşım belirleniyor” diye konuştu.